
Senden bir hatıra bana bu şarkı
Bir gün gitsen bile hatıran yeter
Mavi, Polonyalı yönetmen Krzysztof Kieslowski’nin Üç Renk üçlemesinin ilk filmidir. Bir kadının kızını ve dünyaca ünlü bir besteci olan eşini bir araba kazasında kaybetmesiyle birlikte yas sürecini ve bağlarından çekilmesini konu alır. Kieslowski bu filmde yakın çekimlerle, renkle, müzikle ve açılma-kararmalarla bize Julie’nin iç dünyasını aktarmaya çalışır. “Beni ilgilendiren tek şey toplum hayatından ziyade, insanın iç dünyasıdır.” diyen Kieslowski aslında ne kadar zor bir işe giriştiğinin farkındadır. Bir insanın iç dünyasını filme almak oldukça meşakkatlidir fakat yönetmen bundan geri durmaz. Bunun mümkün olamayacağının kabulüyle birlikte yeteneği elverdiği ölçüde en azından ona yaklaşmaya çalışır.
…
Sesler sadece işitilmez, aynı zamanda hafızada izler bırakır ve çocuğun gelecekteki dilinin içine yerleşeceği bir tür ses kodu oluşturur. Fetüs, ana dilinin sadece melodik ve ritmik yönlerini değil, aynı zamanda anne sesinin ezgisini (prozodi) de alıp hafızasında saklar.
…
O hâlde kundağın niteliğinin ve dokusunun önemli olduğunun farkındayızdır. Sesler delip geçecek, içeri izinsiz girecek bir nitelikte mi olacaktır? Yoksa sarıp sarmalayan ve hoş hissettiren, esenlik veren bir nitelikte mi?
Üç Renk: Mavi filmini psikanalitik açıdan ele aldığım yazımın geri kalanını okumak için SanatKritik’teki Psikanalitik Seyir köşeme buradan ve buradan ulaşabilirsiniz.
