Şimdi aktarmak istediğim kısa hadise, yalnızca bu olayın öncesi bilindiğinde okuyuculara anlamlı geleceği için, hadisenin geçmişine dair de size kısaca bilgi vermeliyim.
Beş yaşında sağlıklı ve güçlü bir çocuk olan oğlum Erich, zihinsel olarak normal ama oldukça yavaş bir şekilde gelişti. İlk kez konuşmaya başladığında iki yaşındaydı ve kesintisiz bir biçimde kendini ifade eder hâle geldiğinde üç buçuk yaşından büyüktü. Bu dönemde dahi, benzer gelişim çağındaki çocuklarda kimi zaman duyulan dikkat çekici ifadeler Erich’de görülmedi. Ancak yine de hem dış görünüşü hem de doğası itibariyle uyanık ve zeki bir çocuk olduğu izlenimini uyandırdı. Birtakım tekil kavramlara yavaş yavaş hâkim oldu. Renkleri ayırt etmeyi öğrendiğinde dört yaşını geçmişti ve “dün, bugün, yarın” kavramlarını anladığında neredeyse dört buçuk yaşındaydı. Gerçeklik duygusunun gelişimi ile ilgili olarak pratik şeylerde, kendi yaşıtlarının açıkça gerisindeydi. Ancak hafızası olağanüstüydü – nispeten uzak geçmişte olmuş şeylerin veya kavramış olduğu tüm kavramların ve olguların her detayını hatırlardı. Hâlâ bu tür detayları hatırlar. Genel olarak normalden ne daha az ne de daha fazla soru sorardı. Yaklaşık dört buçuk yaşındayken, zihinsel gelişimindeki ivmeye ilaveten soru sormaya yönelik de içinde daha güçlü bir istek uyandı.
Paskalya yaklaşıyordu ve Erich, Paskalya tavşanı hakkında birçok güzel şey duymuştu. Bunu çok seviyor gibiydi. Bana Paskalya tavşanının gerçekten var olup olmadığını sordu. Hayır diye cevap verdiğimde bu cevabı kabullenme konusunda oldukça isteksizdi…
…
Çevirinin devamına Yansıtma Dergisi’nin “Çocukta Endişe” başlıklı 40. sayısından ulaşabilirsiniz. Bu metin Melanie Klein’ın 1919 yılında Budapeşte Psikanaliz Derneği’ne üyelik bildirgesi olarak kaleme alınmıştır ve Melanie Klein psikanalize dair ilk metnidir.
